29 Ocak 2012 Pazar


Buffalo 66 da Christina Ricci'nin dans sahnesini tekrar izlerken deviantarta koyduğum fotoğraf aklıma geldi. Kuşadası'nda bi arkadaşım bana Wednesday diye sesleniyor. Ben de ona Fester diyorum. Addams Family ayakları falan. Acaip amerikan hissediyoruz kendimizi o zaman. Wednesday ismini beni benzettiği için takmıştı bana. Ama sonra ben asıl Wednesday'i buldum. Annem. Soldaki fotoğraf Christina Ricci nam-ı diğer Wednesday, sağdaki ise annemin ortaokuldaki hali. Ben de anneme benzediğime göre arkadaşım pek yanılmıyor ama, gerçek Wednesday annem bence.

18 Ocak 2012 Çarşamba


Geçenlerde kitapçıya girdim. Aklımda arkadaşımın söylediği kitaplar vardı, dolandım sordum. Yokmuş, kaldırılmak üzereymiş vs vs. Başka kitaplar bakayım dedim, hikaye kitaplarına takıldı gözüm. Yekta Kopan'ın Kediler Güzel Uyanır kitabını gördüm. Ben bu adamı seviyorum kitabı da güzel olabilir, zaten ismi çok tatlı falan zart zurt düşüncesiyle aldım kitabı. Para verdim çatır çatır. Neyse başladım okumaya. 124 sayfa ince bir kitap. Kapak fotoğrafı alırken de boktan gelmişti, bitirdim -belki bitirince severim düşüncesi- hala boktan geliyor. Neyse final haftası can sıkıntısı, uyku tutmuyor falan hoş oldu, okudum bitti. Ama kitabı beğendin mi? dersen, beğenmedim. İsminin hakkını vermemiş en azından. Dilini beğendim ama hikayeler çok sıradan. Çarpıcı değil. Etkilemedi vs. Açıkcası sırf reklamı çok diye satılan bir kitap olduğunu düşünüyorum. Hiç de gülelim diye yazmadığı bir hikayesinde çok güldüm. Hikayedeki adam, -sanıyorum Yekta Kopan oluyor bu- sevgilisiyle gidip fil biblosu alıyor. Biblo alan kaldı mı hala ya? Fil diye bi şey demiyorum hadi.. Sonra bizim adam, diğerlerinin yanına koymadan bu fil biblosunu alıyor manitasının saçlara sürüyor, neymiş efendim evdeki her şey O koksun istiyormuş. Vay manyak vay. Sonra gereksiz bir sürü duygusallıklar, ben Yekta Kopan'ı hiç bu kadar aşırı duygusal hayal etmemiştim lan. Sonradan gelen duygusallıklar da karının terkedişinden hep. Bibloyu alıp kafasına sürersen terkeder tabii. Psikopat mısın Yekta sen? Kaç yaşına geldin acık kalıbının adamı ol demezler mi sana. Zaten hatun da sulusepken cümleleri sevmezmiş. Tebrik ediyorum kendisini. Tamam, bunların öykü olduğunu, gerçeklik barındırmak zorunda olmadığını, hatta barındırmadığını ben de biliyorum da, bence bu direk kendisi. Tipinde de yok mu o duygusallık Yekta Kopan'ın allasen. Yine de çok okucam diyorsanız okuyun tabii, uyuyamadığınızda uykunuzu getirir, garantisini veririm. Bence Yekta Kopan bize konser haberlerini vermeye, müzik piyasasından bahsetmeye devam etsin..

14 Ocak 2012 Cumartesi

Gecelerime güneş gibi doğmuştu, onsuz nefes alamaz, her yerde onu sorar olmuştum. Kokusu üstüme sinmiş, silinmez olmuştu.. Kimse yokken o vardı. Gece, gündüz hiç farketmiyordu. Onun olduğu her dakika güzeldi. Ya onsuz dakikalar? Yoo yoo, düşünmek bile istemezdim. Bazen acı veriyordu onunla olmak ama yine de doyamıyordum. Tantuni..Tantunim..SONRA BİR GÜN. Ta ki.. Götümün omuzlarımdan daha geniş olmaya başladığını anladığım gün.. YIKIMDI. Tam anlamıyla bir yıkım. Onsuz geçen günlerimin intikamını alıyor olmalıydı diye düşündüm. Dört elle sarıldım ona. Durmaksızın onunlaydım. Aramızı düzeltecektim. Ama bu her şeyi daha da kötüleştiriyordu. Birlikte el ele vermeliyiz dedim. Sen de çaba sarfetmelisin.. Gece yarısı yenilen amansız, tutkulu, şehvet ve acı dolu birlikteliğimiz yerini gündüz vakti yenen incecik lavaşlara bıraktı... Fakat, hiçbir şeye yaramadı... Genişlememi durduruyor ama azaltmıyordu... Ayrılmalıyız dedim. Yüzüme baktı. Soğanları düştü üstüme. Aldım yedim.. Dayanamıyorum tan dedim.. İkimiz de göz göre göre birbirimize bunu yapamayız.. Arkadaş kalalım dedi. Yapamazdım. Bu kadar değer verirken, acı çekerken.sadgsgikşhdahkadhkadABİ CANIM ÇOK TANTUNİ YEMEK İSTİYO YA. AĞLICAM.

4 Ocak 2012 Çarşamba


Size şu an içimdeki Pearl Jam aşkını Eddie Vedder saçlarımla anlatıyorum, borazan sesim de azcık sana çekebilseydi evdeki "tattoooooeeed all i seeeeee, all thaaaat i am, all i'll beeeeeeeee" diye böğürüşümü rahat rahat her yerde gerçekleştirebilirdim sevgili Edi. Olsun canım. Sen çok güzelsin. Aslında şimdi Pj'i yeni keşfetmiş gibi methiyeler düzmek Black yeaa çok güzel muhabbetine girmiyorum zira Black zaten kült bi parça. Öldürmüyor süründüyor şerepsiz. Benim asıl demek istediğim alttaki fotoğrafta arkadaşlar;
Bu fotoğrafta ne mi var? asdfbsnzafmşlasdjgs. Şahane ya. Şimdi Pearl Jam olduklarına inanamayabilirsiniz belki ama öyle. 96 yılında gelmişler Türkiye'ye canlarım. Bugün hiç yazasım yok ondan sikimtrak bi yazı yazdım ama beni güldürürken düşündüren "acaba vapurda martı fotoğrafı çekmeye çalışmışlar mıdır?" Çünkü tam da öyle duruyor. Soldaki abimizin vapurun verdiği havayla uzaklara sevdalı bakışlar falan atması. Ya tamam bu kadar hadi dağılın, bence komikti.