18 Ocak 2012 Çarşamba


Geçenlerde kitapçıya girdim. Aklımda arkadaşımın söylediği kitaplar vardı, dolandım sordum. Yokmuş, kaldırılmak üzereymiş vs vs. Başka kitaplar bakayım dedim, hikaye kitaplarına takıldı gözüm. Yekta Kopan'ın Kediler Güzel Uyanır kitabını gördüm. Ben bu adamı seviyorum kitabı da güzel olabilir, zaten ismi çok tatlı falan zart zurt düşüncesiyle aldım kitabı. Para verdim çatır çatır. Neyse başladım okumaya. 124 sayfa ince bir kitap. Kapak fotoğrafı alırken de boktan gelmişti, bitirdim -belki bitirince severim düşüncesi- hala boktan geliyor. Neyse final haftası can sıkıntısı, uyku tutmuyor falan hoş oldu, okudum bitti. Ama kitabı beğendin mi? dersen, beğenmedim. İsminin hakkını vermemiş en azından. Dilini beğendim ama hikayeler çok sıradan. Çarpıcı değil. Etkilemedi vs. Açıkcası sırf reklamı çok diye satılan bir kitap olduğunu düşünüyorum. Hiç de gülelim diye yazmadığı bir hikayesinde çok güldüm. Hikayedeki adam, -sanıyorum Yekta Kopan oluyor bu- sevgilisiyle gidip fil biblosu alıyor. Biblo alan kaldı mı hala ya? Fil diye bi şey demiyorum hadi.. Sonra bizim adam, diğerlerinin yanına koymadan bu fil biblosunu alıyor manitasının saçlara sürüyor, neymiş efendim evdeki her şey O koksun istiyormuş. Vay manyak vay. Sonra gereksiz bir sürü duygusallıklar, ben Yekta Kopan'ı hiç bu kadar aşırı duygusal hayal etmemiştim lan. Sonradan gelen duygusallıklar da karının terkedişinden hep. Bibloyu alıp kafasına sürersen terkeder tabii. Psikopat mısın Yekta sen? Kaç yaşına geldin acık kalıbının adamı ol demezler mi sana. Zaten hatun da sulusepken cümleleri sevmezmiş. Tebrik ediyorum kendisini. Tamam, bunların öykü olduğunu, gerçeklik barındırmak zorunda olmadığını, hatta barındırmadığını ben de biliyorum da, bence bu direk kendisi. Tipinde de yok mu o duygusallık Yekta Kopan'ın allasen. Yine de çok okucam diyorsanız okuyun tabii, uyuyamadığınızda uykunuzu getirir, garantisini veririm. Bence Yekta Kopan bize konser haberlerini vermeye, müzik piyasasından bahsetmeye devam etsin..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder